Google
 

28 Eylül 2007 Cuma

AŞK

Birbirine bakmanın zevki ile başlar, Birbirini görmenin zorunluluğu ile beslenir, Ayrılmanın imkansızlığı ile sona erer.
Her şey sağır içimde ne şiir ne musikiDünyadan bezginliğim dünyalar kadar eskiÖylesine çözülmüş, öyle dağılmışım kiBu ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum
ÖLENE KADAR AĞLAMAK İSTİYORUMM..
... bir düş içimde yarattığım insanLar bir sessiz çığLık hapis oLmuş bedenime ağLamak tuz gibi acıtıyor susmak ise çözüm değiL..gözLer yaşLarLa doLmamaLı, bunu istemezdin biLiyorum ama nemLi gözLerLe kaLpten geLen bütün iyi diLeKLer bütün okunan duaLar umarım kabuL görür.. aFFet bizi...
●öℓüмє gєяєк уσк...ѕα∂є¢є ανυçℓαяıм кαηıуσя..
●B E N İ M K Ü Ç Ü K S E W G İ L İ M . .
dün hayat durdu benim için... sanki bugün herşey farklı sanki bu ev benim değil bu nefes bana zararlı alışmaya çalışmak diye bişey yok alışmak zorundayım üzülmemek diye bişey yok üzülmem gerek... severek unutmak olur iş mi... bilerek uçuruma önden atlanır mı ki... kaybedilenin yerine ne koysan dolmaz... boş bırakıcam yerini hep bomboş...
уαşαм σℓ∂υğυ ѕüяє¢є üмιт σℓυя ∂ιуσℓαя,σ zαмαη уαşα∂ığıм ѕüяє¢є ѕαηα кαяşı вι üмι∂ ιм σℓ¢αк...
*Sevmek ölmektir.
*Sevmek, ölmesini bilmektir.
*Sevgili için yaşamaktır. Onun eli, kolu, gözü, kalbi olmaktır. Ama artık onun bir şeyi olunmadığı bir zaman ölmesini bilmektir! Sevmek, vermektir. Sevmek sevdiği için almasını bilmektir. Almamaya yemin ederek vermektir. Ama almalarda kurtaracaksa sevgiliyi almasını bilmektir sevmek!
*Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktır o sevgiden.
*Sevmek sevgilinin gel deyişine hayır demektir. Sevgilinin aşkıyla boğuşurken, yüzerken o aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir.
*Sevgilinin bakan gözüne bakmamaktır sevmek. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle yanıt verebilmektir.
*Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşama döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır.
*Onun ölümü isteyebileceği canı olmaktır. Sevmek yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. *Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere. *Sevmek yürümektir gönüllerde.
*Sevmek güvenmektir.
*Sevmek onaylanmaktır.
*Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye. Yakınlılıktır, doğallıktır, özdenliktir sevmek.
*Yalansızlık, içtenlilik, ölümsüzlülüktür sevmek. İlk insanın, Havva'nın Adem'in saflığını ve temizliğini, çocuk masumluğunu taşımaktır sevmek.
Sana uzaktan bakıyorum. Sana bakmak inanılmaz mutlu ediyor beni. Sen gidince aklım da senin peşinden sürüklenip gidiyor, yüreğim de.. Yanında biri mi var, ona bir şey mi söylüyorsun, onunla gülüyor musun.. içim yanıyor. Ama senden sonra gördüğüm o insan birden senden biri oluyor. Senin baktığın her yer artık güzel, senin konuştuğun her insan, özel oluyor.... Sen evine şu yollardan gidiyorsun. Ardından yürüyorum. Beni fark etmiyorsun. Önünden geçtiğin evlere, gölgesinde yürüdüğün ağaçlara, her gün bindiğin arabana bakıyorum. Senin gözünle bakıyorum. Sen yokken de o yollardan defalarca geçiyorum. Senin kokun, senin havan, senin auran sinmiş havaya.. Sanki seni soluyorum. Akşamları ne yaparsın acaba? Sofraya oturduğun zaman yanında kimler var? Hangi yemeği severek yersin, neyi sevmezsin? Kitap okur musun? Hangi kitapları seversin? Ne tür filmlerden hoşlanırsın? Televizyon izler misin? Gece sokağa çıkar mısın? Arkadaşlarınla en çok neye gülersin? En çok kim kızdırır seni..Hangi futbol takımını tutarsın? Bilmeliyim. Senin hakkındaki bütün ayrıntıları öğrenmeliyim. Çünkü ben de o filmlere gideceğim, ben de o dizileri izleyeceğim, ben de o yemekleri seveceğim ya da nefret edeceğim. Bilmeliyim. Baştan kuruyorum dünyamı. Seninle yaşamaya başlıyorum. Onca kalabalığın içinde, karmaşık yaşamın ortasında eğer sen varsan daha seni görmeden bir kuş gibi çırpınmaya başlıyor yüreğim. Bir ışık çarpıyor yüzüme, bir sıcaklık yürüyor göğsümde. Anlıyorum ki sen varsın. Sen ordasın. Sen gelmişsin. Bakmadan, başımı çevirip seni görmeden varlığının farkındayım. Ey uzak uzak baktığım.. göz göze gelmeden, saçını okşamadan, değil bir rüyayı bir cümleyi paylaşmadan sevdiğim sevgilim. Bir aşk filiz verdi, fidan verdi, kök saldı içimde. Onu sana göstermek için ömrümü veririm.
Seninle ilk tanıştığım günler, seninle sohbet etmek için can atardım. Her an aklımdaydın. Tek düşündüğüm kişi sendin. İçimde bir korku olmasına rağmen. Bu da ayrılıktı. İş de evde dışar da aklım hep sendeydi. Bu da bana mutluluk veriyordu ne yapabilirdim ki. Hala bu kadar uzun zaman geçmesine rağmen sana ait hiç bir şeyi unutmadım. Unutamadım. Hatırlar mısın? Bir keresinde bana insan zamanla her şeye alışır demiştin.ama senin yokluğuna alışamıyorum sen gözümün önünde ve bu kadar yakınımdayken yapamıyorum …. Seni hatırlatacak bir şey karşıma çıkıyor yine. Yalnız kaldığım zaman bir tek şey düşünüyorum. Ne olabilir ki... Bu duygunun nasıl bir şey olduğunu tahmin bile edemezsin.Belki de ilk defa böyle duygular içindeyim. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Hayatımda ilk defa bu kadar derin duygular içinden hareket ederek birisine açılıyorum. Bunun zor yanı da duygularımı paylaştığım kişinin sevdiğim kişi olması.Belki de en zor dakikalarımı yaşıyorum şu anda. Şimdiye kadar duygularımdan kimseye bahsetmemiştim çünki...Serin bir gecede, Yaşarın romantik şarkılarının eşliğinde şu yazıyı yazmak o kadar çok zor geliyor ki. Hiç göz yaşların benimkilerle yaşadı mı? Benim göz yaşlarım hiç yalnız kalmadı biliyor musun? Hep göz yaşlarıma eşlik ederdim. Hiçte soramazdım göz yaşlarıma neden ağlıyorsunuz diye? Korkardım... İçimde sakladığım bir tek dileğimde mutluluğundu. Göz yaşlarımın ardından hep mutlu olmanı dilerdim yıldızlardan çünkü mutluluk gözyaşının ardındaydı. Zaman öyle acımasız ki, beni dinleyen birini bulmuş iken yine çabuk olmamı istiyor. Zaman... Hep acımasızdı zaten... Son cümlelerimi yazarken benim için çok kutsal olan aşkım kelimesini o kadar çok söylemeyi istedim ki... Bunu anlata bilmek mümkün değil. Benim yazacaklarımın hepsi bu kadar. Umarım ki mutlusundur ve her şey gönlünce olur. Kendine iyi bak... Hiç bir insanı unutmak, bir insandan vazgeçmek, Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı.? Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi. Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında. Hiç gelmeyeceğini bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, Ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana. Ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi, sen hala bu kadar sevgili iken.? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak onu işitememek. Artık sonunun "di" li hali değil mi? Biliyorsun değil mi. Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, Kalabalık caddelerde geçen binlerce yüze bakmak. Belki bir kez daha görebilmek için o yüzü. Belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek. Belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek. Belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur Değil mi? Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sen de biliyorsun değil mi bunları? Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir kafe keşfettiğinde, Güzel bir film seyrettiğinde, Güzel bir şarkı dinlediğinde, güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi. Paylaşamadığın için onunla. Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi? Baktığında aynada yüzünün yarısını gördüğün oldu mu hiç? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan Nefret edemediğin Oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne, Sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inandığın bütün değerleri alt üst eden birisine aşk şiirleri Yazabildin mi? Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara FEDA OLDUN MU HİÇ.?
Sus!...Söyleme sakın beni sevdiğini...Hep merak edeyim "Seviyor mu?"diye...Her sözünden,her hareketinden,her bakışından anlam çıkarayım..."Seviyor galiba" diye mutlu olayım...Hep merak edeyim,hep hayal kurayım...Sevdiğini düşünüp ,gönlümü avutayım...Sus!...Sakın söyleme sevdiğini...Her şeyine ortak olayım...Derdini, hüznünü, acını, sevincini, kavganı , davanı, haykırışlarını ve suskunluğunu paylaşayım...Hep yanında olayım,hep yanımda olmanı dileyerek...Sus!...Sakın söyleme sevdiğini...Ben hep bu umut deryasında yaşayayım...Sus!...Sus ki korkuyorum ağzından çıkacak kelimelerden..Ya çekilirse umut deryamın suları,ya karaya vurursa sevda gemilerim...Ya açığa çıkmadan denizin dibine gömülürse gönlümün hazineleri...O zaman ölüm bile öldürmez beni...Can çekişir yaralı yüreğim ebedi...Sus!..Sus!...Sakın söyleme sevmediğini....
Adına 'aşk' koyduğun o büyük boşluğaBen koca bir hayat sığdırdım..Beni sevmemene isyan edip kaçmak,Sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak,Ruhumun en büyük yanılgısıydı..Hayat bana en acımasız yüzünüSevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdiVe şimdi asıl olmam gereken yerde,Hayata başladığım yerdeKalbindeyim..Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte;Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum
Biliyorum konusacak birseyimiz kalmadi, paylasacak hic bir seyimiz yok.Yine de yüregimden gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum,seninle konusuyorum... Bugün sana olan kirginligimi rafa kaldirdim,sevgimi aldim avuclarimin arasina, ona siginiyorum... Cümlelerimi kisalttim,kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen dudaklarimda... Bir ihtimal gelisine sigindigimi farkettiysem de, engel olamadim gurursuzama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hos tutmak istiyorum,imkansiz olan her rüyaya inanasim geliyor... Bir cocuk gibiisteklerimi bastiramiyorum... Çalmayan telefonuma elim gidiyor,sana halen bende oldugunu israrla yazmaya calisiyorum... Bende olan seni,hic kirmadim, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki beninnasil oldugunu, gülüp gülmedigini anlamsiz bir sikintiyla merak ediyorum... icimdeki güzelligine inanip inanmamani artik umursamiyorum!Üsüyorum, bu üsüme yalnizligimdan geliyor ve sariyor her tarafimi... Tutunabilecegim hicbir güzellik yok, hatirlamaktan usanmayacagimanilarim disinda... Isınabilmek icin onlara sariliyorum... Anlamsiz ve cevapsiz sorular hihzirca siritiyor, ben görmemeyecalisiyorum... Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakindi...Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini ac desem kapatacaksin ama kapatma gözlerini..! Kendime bir demet papatya aldim ama bakmadimfalima... Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis itiraf etti sonunda... Düsüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam degil...Gelseydin, kendimi unutup sana kosacaktim, susturacaktim icimdeki isyani,kavgalarin ortasinda bir günes gibi dogup isitacaktim yüregini,sevincten aglayacaktim bu defa, mutluyken hemen sarhos olmusum gibi,dokunacaktim, sarilacaktim... Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de hic niyetin yoktu aslinda... Kendimi kandirdigimi anladigimda agliyordum...Eskiden kimi sarkilarin ne kadar anlamli oldugunu düsünürken, simdiayriligin ardindan calinan her sarki umutsuzlugumu ve sevgimi anlatiyormusgibi geliyor... Sevdigim ne cok sarki varmis, bunu senin gidisin gösterdi bana...Her sarkida sen varsin, her yerde, her gördügüm insanda, denizde,gecede, uykumda... Nasil beceriyorsun her yerde olabilmeyi...Bu bir marifetse eger, neden benim yanimda degilsin ki..? Gözyaslarim asilligini yitiriyor ve yenik düsüyorum sevdana...Gittin! Belki de hic gelmemistin ben, geldigini sandim... Ayak uyduramadim yorgunluguna... Dudaklarina düslerindeki öpüsü konduramadim...Kimi zaman bir cocuk oldum gülüslerinde simaran, kimi zaman bir kadin;dokunuslarinda kendini bulan... Ama..! En cok da imkânsizin oldum...Her gelisimde bir kez daha gönderdigin oldum... inanamadigin, Yenemedigin,üzerinden atlayamadigin korkularin oldum... Agladigin, bagirdigin ya da sustugun isyanin oldum, sessizce bosalan gözyaslarin, birikmisligin oldum...Yüregindeki kadin ben olmak isterken yüregine siginan ve tozlanacak olanbir ani oldum... Haketmediklerin, artik yeter dediklerin ve herseyin olmak isterkenbelki de hicbir seyin oldum... Söylesene ben gercekten senin neyin oldum? Sesin hep uzaklari cagiriyordu, ben üstüme alindim, sana geldim... Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim..? simdi bir mevsimlik ask kaldi avuclarimda sadece bir mevsim yasananama bir ömür gibi gelen ask... Kalbime henüz söyleyemedim gittigini,ögrenirse onun da aci cekmesinden korkuyorum... Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum...Gittin! Sevdamin yokluguna alisabilirim belki ama sesinin uzak yollarin sonunda olmasi acitiyor icimi... Suskunlugun en büyük silahindi, suskunlugunla vurdun beni asil aci olan, canimi acitan unutulmak... Söylesene unutulmak kime yakisiyor? Unutan sen olsan da sana bile yakismiyor ... Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmaksende daha güzel duruyor... Görüyorsun iste, ask'a ve sana ihanet etmiyorumbenim kirginligim ask'a... Sen üstüne alındın...
Ne kadar çok şey kaçırdım şu hayatta, zamanın akışına bıraktığım bunca şey, bir daha geri gelmeyecek zaman parçaları ve bir daha yaşayamayacağım sevdiğim zamanlar... Kaderimi elime verseydiler bırakırmıydım bunca şeyi bir bilinmezliğin ortasına ya da salarmıydım kendimi kimsesizliğin tam göbeğine bunca güzel insana rağmen. Hiç incelmeden, şöyle kabaca bir düşündüğümde bile o kadar çok şey varki hayatımda bir daha yaşayamayacağım, bundan sonraki bütün hayatımı bir araya getirsem bile yanına yaklaşamayacağım mutluluklar asılı duruyor tam ucunda yalnız geçen zamanın. Götürdüler işte sormadan, gözümün içine bakmadan ki belki de ondan korktular, tam göz bebeklerimin ortasında duruyordu korkularım, bütün gücüyle bağırıyordular uzaktan tepkisiz seyredenlere. Neler gitti hayatımdan, beni beklemeyen bir zaman yüzünden; bir cenaze, acısını taa içimde hissettiğim, hala inanmak istemediğim bir gidiş. Başka bir cenaze daha vardı farkında olmadığım, içimde bir çocuk vardı hala umudu olan, öldürmüşler. Ve bir cenaze daha hayatımın güzel yıllarından armağan güzel bir insan için mezarına toprak atmam gereken. İrili ufaklı bir çok şey geçti benim yokluğumda, benim hayatımdan. Ve ben hepsini bir seyirci gibi bir kenarından seyrettim, alkışlarım bile duyulmadan. Bütün bunların yanında zaman var kaçan, sevdiğim insanların en güzel anları var kaybettiğim. Mesela büyükler var hayatımda çok sevdiğim, artık yaşlanmakta olan ve bu yaşanılan yılları bir daha yaşayamayacak olan hayatın anlamları var bir ucunda hayatın. Bundan sonra ne kadar daha yaşayacakları belli olmayan "her şeylerim" var mesela. Hislerimi anlatamama engel bir zaman var tam boğazımın şurasında duran ve nefes alıp vermemi zorlaştıran. Anlatmak istediğim ama bir türlü dilimin dönmediği şeyler... Kaybettiklerim dışında kazandıklarımda var elbet. Yeryüzünde sevgiye dair bütün korkular mesela. Bütün cümlelerin başına "Ya ... ise " ekleten ve bir ihtimaller denizinde boğulmama sebep olan korkular. Gece uyurken çalan telefonun hayatımın önemli bir kısmını hiç acımadan götürebilmesine sebep olan korkular. Şüpheler var sonra, aklımın bir yarısını meşgul eden, sırf ben burada üzülmeyeyim diye yalanın hasını söyleyebilecek insanlar yüzünden sahip olduğum şüpheler ki onlar tamamen ayrı bir zaman dilimi çaldılar hayatımdan. Bir de çaresizlik var koynumda, elimi uzatamadığım insanlar var, yüreklerine en zor anlarında dokunamadığım ve bundan sonra görüp görebileceğim hiç bir güzel günün tamir edemeyeceği anılar bırakan çaresizlik.
İki boy ufak papuÇ Ve Külkedisi kaçarken, pabucu ayağından fırladı. Ertesi gün Prens ayağı bu pabuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu. Ülkenin tüm kızları, Prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak hale nasıl getireceklerinin çabasına giriştiler.İşte o gün bu gündür kadınlar, ayaklarını, erkekler tarafından belirlenmiş kalıplara sıkıştırmaya çalışır, böyle yaparak erkeğin ‘Prensi’ olacağını düşler dururlar. Zaman geçtikçe topallamasının, kendini depresif hissetmesinin sebeplerini sürekli kendi eksiklerinde arayarak… Ve Pabuç’un ne denli geçerli olduğunu hiç düşünmeden…Erkekler ise ellerindeki ‘ayakkabıya’ (veya düşlerindeki kalıba) ‘ayağını’ (kendini) sıkıştıracak kadını arar; ‘ayağı sıkışmış’ bir kadının ne denli gerçek, ne kadar huzurlu, mutlu olup, mutlu edebileceğini bile düşünmeden…Ve birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce…

Hiç yorum yok: